GÜNLÜK HADİS ve AYET
Selam vermeden söze başlayan kimseye, selam ile başlayıncaya kadar selam vermeyin.[Hadis-i ŞERİF]


Selam vermeden söze başlayan kimseye, selam ile başlayıncaya kadar selam vermeyin.[Hadis-i
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Tıkla Hemen Üye OL
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» TERZİ
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:46 pm tarafından Yönetici

»  Kafirler Zor, Müminler Kolay Bir Hesaba Çekilirler
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:36 pm tarafından Yönetici

» Müminlerin Alacağı Karşılık
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:35 pm tarafından Yönetici

» Din Gününde Müminlerin Durumu Fiziki Durumları
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:35 pm tarafından Yönetici

»  Ölüm ile Başlayan Asıl Hayat
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:34 pm tarafından Yönetici

» CEHENNEMİN GÖSTERİLİŞİ
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:32 pm tarafından Yönetici

» İNKARCILARIN ÇARESİZLİĞİ
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:32 pm tarafından Yönetici

» KİTAPLARIN VERİLİŞİ, TERAZİLER VE HESABA ÇEKİLME
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:31 pm tarafından Yönetici

» İNSANLARIN HESAP İÇİN TOPLANMALARI
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:31 pm tarafından Yönetici

En iyi yollayıcılar
Yönetici
 
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde GÜNLK HADİS ve AYET adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde GÜNLÜK HADİS ve AYET adresi saklayın ve paylaşın

Paylaş | 
 

 40. Yenî Yuva

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Yönetici
Forum Ve Sayfa Yöneticisi
Forum Ve Sayfa Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 227
Points : 2147483647
Rep : 0
Kayıt tarihi : 03/09/10

MesajKonu: 40. Yenî Yuva   Paz Eyl. 05, 2010 3:43 pm

40. Yenî Yuva


Cami'in bitirilmesine yakın Peygamber (s.a.v.), cami­nin doğu duvarına bitişik iki oda yapılması için emir ver­di. Biri hanımı Şevde (r.), diğeri de nişanlısı Aişe (r.) için­di. Binanın yapımı toplam yedi ay sürmüştü, Peygamber (s.alv.) bu süre içinde Ebu Eyyub (r.)'un evinde kaldı. Sevde'nin evi bitmek üzere ilçen, Zeyd (r.)'i, zevcesi Sevde'yi. kızları Ümmü Gülsüm Cr.) ve Fatuna tr.)*yı Medine'ye ge­tirmesi için Mekke'ye gönderdi. Ebu Bekir (r.) de oğlu Ab­dullah'a, Ümmü Rûmân, Esma ve Aişe'yi getirmesi için haber gönderdi. Zeyd kendi karısı Ümmü Eymen ve küçük oğullan Üsame'yi de beraberinde getirdi. Talha tüm taşı­nabilir mallarını elden çıkarmıştı, bu yüzden o da Zeyö'le beraber Medine'ye geldi, henüz yeni hicret ediyordu. Bu partinin gelişinden kısa bir süre sonra Ebu Bekir (r.) kızı Esma'yı annesi Safiye ile birlikte birkaç aydan beri Me­dine'de olan Zübeyr'le evlendirdi. Ebu Bekir'in kız kar­deşi Kureybe, yaşlı ve kör olan babaları Ebu Kuhafe'ye bakmak için Mekke'de kalmıştı. Kureybe'nin aksine, ba­bası henüz müslüman olmamıştı.

Peygamber <s.a.v.) Zeyd'in Ümmü Eymen (r.)'den baş­ka, kendi yaşında ikinci bir eş almasını uygun gördü ve Cahş'm oğlu Abdullah'tan güzel kızı ZeynebU istedi. İlk önceleri Zeynep İsteksizdi, bunun için bir sürü geçerli ne­deni de vardı. Zeyneb bir Kureyş'Uydİ, Fakat bu sebebi öne sürmesi inandırıcı olmadı. îki taraftan» saf Kureysli olan annesi Umeyme, Esed'ii bir adamla evlenmişti, Zeyd'in Kureyş kabilesine evlat edinildiği hesaba katılmazsa, onun ailesinin kabileler: olan Beni Kalk ve Beni Tayy, Beni Esed'e göre daha aşağı bir statüdeydi. Zeynep, Zeyd'le evlenme­sini Peygamber (s.a.v.)'in istediğini anlayınca, razı oldu, ve evlilik meydana geldi. O sıralarda kardeşi Hamne de Mus'ab'la evlenmişti. Bundan kısa bir süre sonra Zeyneb'in annesi Umeyme Medine'ye geldi ve Peygamber (s.a.v.)'e biat etti.

Peygamber (s.a.v.) ve kızları, Şevde ile birlikte yeni yapılan evde oturmaya başladılar. Bundan bir ya da iki ay sonra Aişe'rdn de artık evlenmesi gerektiği kararına vardılar. O sıralarda Aişe (r.), güzelliği göze çarpan do­kuz yaşlarında bir çocuktu. Güzelliği anne ve babasından kaynaklanıyordu. Kureyşliler babasına, yüzü güzel oldu­ğu için Atik derlerdi[1]. Annesi hakkında ise Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi: «Kim Cennet'teki büyük gözlü Huri kızlarım görmek isterse, Ümmü Rûmân (r.)'a baksın.*[2] Peygamber (s.a.v.) uzun süreden beri Aişe'ye çok yakın­dı. Aişe (r.), Peygamber (s.a.v.}'le babasının Medine'ye hic­ret edip, kendisinin annesi ile birlikte Mekke'de kaldığı birkaç ay dışında, onu hergün görmeye alışmıştı. Küçük ya­şından beri O, anne ve babasının Muhammed (s.a.v.)'e, hiç kimseye göstermedikleri sevgi ve saygıyı gösterdiklerini farkediyordu. Ona bunun nedenleri de anlatılmıştı: O, Al­lah'ın Basulü idi, düzenli olarak Cebrail'le ilişki içindeydi ve O, semaya yükselip tekrar yeryüzüne döndüğü için in sanlar arasında seçkin bir adamdı. Onun görünüşü bile bu yükselişi gösteriyor ve Cennet zevklerinden birşeyler İletiyordu.' Onun mucize dokunuşunda bu zevk elle tutu­lur hale geliyordu. Herkes sıcaktan bayılırken onun elleri «kardan daha serin ve miskten daha güzel kokulu»[3] o1 yordu. Bunun yanısıra O, sanki ölümsüzmüş gibi yaşını göstermezdi. Gözleri parlaklığından birşey kaybetmemişti. Siyah saçları ve sakalı hâlâ gençliğin izini taşıyordu. Be­deni ise, Fil Yılından sonra geçen elli üç yıjın. sadece yarı­sını yaşamış bir adam olduğunu gösterecek kadar zinde görünüyordu.

Düğün için bir takım hazırlıklar yapıldı. Fakat bun­lar, Aişe'ye eşsiz ve büyük bir an yaşadığını hissettirecek denli büyük değildi. Evden ayrılmasından kısa bir süre önce Aişe bahçeye kaçmış ve bir arkadaşıyla oynamaya dalmıştı. Kendisi bu olayı şöyle anlatıyor: «Bir tahtere­vallinin üzerinde oynuyordum, uzun saçlarım darmadağı­nık olmuştu. Geldiler, beni alıp götürdüler ve hazırladı­lar.»[4].

Ebu Bekir (r.), Bahreyn'den kırmızı, ince çizgili bir kumaş almışta. Bundan Aişe (r.)'ye düğün elbisesi diktiler. Bu elbiseyi giydirdiler, annesi onu elinden tutup, dışında Ensar'dan bazı kadınların beklediği yeni evine götürdü. Onu şöyle selamladılar: Mutluluk ve iyilik dileğiyle -her şey iyi olsun». Daha sonra onu Peygamber .(s.a.v.)'İn ya­nma götürdüler. Kadınlar onun saçlarını tarayıp, takılar­la süslerken, Peygamber (s.a.v.) ayakta onları gülümseye­rek seyretti. Diğer düğünlerinin aksine bu düğünde yemek vermedi. Tören mümkün olduğu kadar sadeydi. Bir kâse süt getirilmişti. Peygamber (s.a,v.) kendisi içtikten sonra Kaseyi Aişe'ye uzattı. O, utanarak reddetti, fakat Peygamber (s.a.v.) ısrar edince İçti ve kaseyi yanında otu­ran kardeşi Esma'ya uzattı. Orada bulunanların hepsi de sütten içtiler. Daha sonra, gelin ve damadı yalnız bırakarak hepsi evlerine' gittiler.

Son üç yıl boyunca, Aişe'nin arkadaşlarının gelip Ebu Bekir'in avlusunda oynamadıkları çok az gün vardı. Aişe (r.)'nin Peygamber (s.a.v.)'in evine taşınması bu durumu değiştirmedi. Artık arkadaşları hergün onu yeni evinde zi­yaret ediyorlardı. Bunlardan bir kısmı kendisi gibi aile­siyle Mekke'de hicret edenler, bir kısmı ise Medine'de edindiği yeni arkadaşlardan oluşuyordu. Aişe CrJ şöyle anla­tıyor: «Ben, arkadaşlarımla beraber bebeklerimle oynar­dım. O sırada Peygamber Cs.a.v.) gelirdi. Onu görünce ar­kadaşlarım kaçışırlardı. Fakat Peygamber (s.a.v.} onları, ben onlarla beraber olmak istediğim için geri getirirdi.»[5]. Bazen onlar kaçmaya fırsat bulamadan: «Olduğunuz yer­de kalın.»" derdi. Çocukları sevdiği ve kızlarıyla oynama­ya alışık olduğu için bazan onlara katılıp birlikte oyun oy­nardı. Oyuncakların ve bebeklerin bir çok rolleri vardı. Aişe fr.) şöyle diyor: «Bir gün ben oyuncaklarımla oynarken Peygamber (s.a.v.) içeri girdi ve: «Ey Aişe, bu hangi oyun?» dedi. Ben: «Süleyman'ın atları» dedim. O da bana güldü.»[6] Fakat bazen geldiğinde onları rahatsız etmenıpk için cübbesine bürünür beklerdi.

Aişe (rj'nin yaşamının üzücü bir yanı da vardı. Yesrib, tüm Arabistan'da, belli bir mevsimde -yayılan ateşli humma hastalığıyla tanınırdı. Bu, Özellikle vakaya yaban­cı olanları yakalayan bir hastalıktı. Peygamber (s.a.v.) hum­maya yakalanmamıştı, fakat onun en yakın arkadaşlar: -Ebu Bekir, azatlısı Amir (r.) ve Bilal ( hummaya tu­tulmuşlardı. Bir sabah Aişe babasını ziyarete gitti ve uç adamı yan baygın halde yatarken bulunca dehşete kapıl­dı. «Babacığım, nasılsın?» diye sordu. Fakat babası ceva­bını dokuz yaşındaki bir kızın anlayabileceği seviyeye in-diremeyecek derecede hastaydı. Bu yüzden iki mısrahk bir şiirle cevap verdi:

«Herkes her sabah akrabalarına iyi günler diler,

Ve ölüm onun ayakkabısının bağından daha yakındır».

Aişe babasının sayıkladığını zannetti ve Amir'e döndü. Ölmese de ölüme çok yaklaşan Amir de ona şiirle cevap verdi. O sırada Bilal hummadan kurtulmuştu, fakat hiçbir şey yapacak gücü olmadığı için evin avlusunda yatıyor-

Buna rağmen, konuşacak kadar gücü vardı, şu sözleri söyledi:

«Ah, geceleyin bir daha uyuyabilecek iniyim?

Mekke dışında yetişen sümbül ve kekiklerin arasında?

Mecenne[7] sularından bir daha içip,

Şâme ve Tafîl[8] bir daha görebilecek miyim?"

Aişe çek üzgün bir şekilde eve döndü. «Ateşten, akıl­lan başlarından gitmiş bir halde sayıklıyorlar» dedi. Pey­gamber (s.a.v.î, Aişe, anlamasa da çocuk hafızasıyla on­ların söylediklerini kelimesi kelimesine tekrarlayınca ikna oldu. Ve şöyle dua etti: «Allah'ım, Mekke'yi bize sevgili kıldığın gibi,. Medine'yi de bize sevgili kıl, hatta daha da sevgili. Bize suyunu ve ekinlerini ver ve hummayı bura­dan Mahya'ah[9] kadar uzaklaştır»[10] Allah onun duasını kabul etti.







--------------------------------------------------------------------------------

[1] I. H. 161,

[2] I. S. VII, 202.

[3] B.fXr, 2

[4] i. s. vm, 40-1.

[5] A.g.e., 41.

[6] A.g.e., 42



[7] Mekke'ye yakın bir yerin ad.

[8] Mekke'de 2 tepe,

[9] Medine'nin yedi günlük deve yolu güneyinde bir yer.

[10] 1.1. 414.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gunlukhadisveayet.forummum.com
 
40. Yenî Yuva
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GÜNLÜK HADİS ve AYET :: DİNİ KONULAR :: Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi Vessellem)-
Buraya geçin: