GÜNLÜK HADİS ve AYET
Selam vermeden söze başlayan kimseye, selam ile başlayıncaya kadar selam vermeyin.[Hadis-i ŞERİF]


Selam vermeden söze başlayan kimseye, selam ile başlayıncaya kadar selam vermeyin.[Hadis-i
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Tıkla Hemen Üye OL
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» TERZİ
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:46 pm tarafından Yönetici

»  Kafirler Zor, Müminler Kolay Bir Hesaba Çekilirler
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:36 pm tarafından Yönetici

» Müminlerin Alacağı Karşılık
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:35 pm tarafından Yönetici

» Din Gününde Müminlerin Durumu Fiziki Durumları
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:35 pm tarafından Yönetici

»  Ölüm ile Başlayan Asıl Hayat
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:34 pm tarafından Yönetici

» CEHENNEMİN GÖSTERİLİŞİ
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:32 pm tarafından Yönetici

» İNKARCILARIN ÇARESİZLİĞİ
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:32 pm tarafından Yönetici

» KİTAPLARIN VERİLİŞİ, TERAZİLER VE HESABA ÇEKİLME
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:31 pm tarafından Yönetici

» İNSANLARIN HESAP İÇİN TOPLANMALARI
Ptsi Eyl. 06, 2010 12:31 pm tarafından Yönetici

En iyi yollayıcılar
Yönetici
 
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde GÜNLK HADİS ve AYET adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde GÜNLÜK HADİS ve AYET adresi saklayın ve paylaşın

Paylaş | 
 

 36 BÎR SUİKAST

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Yönetici
Forum Ve Sayfa Yöneticisi
Forum Ve Sayfa Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 227
Points : 2147483647
Rep : 0
Kayıt tarihi : 03/09/10

MesajKonu: 36 BÎR SUİKAST   Paz Eyl. 05, 2010 3:39 pm



36 BÎR SUİKAST


Hişam ve Ayyaş'm İslam'dan döndüklerini açıklama­ları, sürekli akan göçleri durduramadığı için ezilen Ku-reyş'in kazandığı küçük bir zaferdi. Artık Mekke'deki bü­yük evlerden bazıları sahipsizdi; diğerlerinde ise birkaç yaşlıdan başka kimse kalmamıştı. Sadece on yû kadar ön­ce, çok zengin ve ahenkli görünen şehri bir" tek adam de­ğiştirmişti. Fakat bu tür gelip geçici üzüntü ve eseflerin yanısıra Mekkeliler, kuzeyde, dinleriyle çatışınca hiç bir akrabalık bağını tanımayan bu insanların toplandığı Yes-rib'de, kendileri İçin büyük bir tehlikenin geliştiğinin far­kındaydılar. Peygamber Cs.a.vJ'in: «Ey KureysJiler, sizi yerle bir edeceğim* sözünü unutmuyor ve görünürde hiç korkulacak bir şey yokken korkuyorlardı. Gözlerini onun üzerinden hiç ayırmadıkları halde O, Yesrib'e kaçmanın bir yolunu bulmuş ve artık bu söz sadece bir tehdit olmak­tan çıkmıştı.

Peygamber (s.a.v.)'in koruyucusu Mut'îm'in oimesı meydanı onlara bıraktı, meydanı daha da temizlemek için. Kureyş liderleri mecliste toplandığında Ebu Leheb orada bulunmadı. Uzun tartışmalardan sonra, -bazılarının istek­siz olmasına rağmen- Ebu Cehil'in bu tehlikeyi kökten hal­letmek için öne sürdüğü plân kabul edildi. Her kabile, r lı, güvenilir ve silahlandırılmış bir genç seçecek ve bu ; çilen adamlar aynı anda Muhammed (s.a.v.)'e sa'dıracak-lardı. Hepsi onun kanını akıtacak, böylenB de hiç bir kabile tek basma cinayetten sorumlu tutulmayacaktı. Çünkü Be­ni Haşim, bütün Kureyşli kabilelerle uğraşamazdı, onların öne sürdüğü diyeti de ödeye rdi. .Böylece bütün kabi' îeler, yaşadığı sürece kendiler: rahat vermeyecek olan bu adamdan kurtulacaklardı.

Cebrail fa.s.), Peygamber (s.a.v.)'e gelmiş ve ne yapma­sı gerektiğini söylemişti, öğle vakti, ziyaret için uygun ol­mayan bu vakitte, Peygamber (s.a.v.) doğruca Ebu Bekir (r.)'in evine gitti. Ebu Bekir onu kapıda görür-görmez önemli bir oîay olduğunu anladı. Peygamber (s.a.v.) gel­diğinde, Aişe ve ablası Esma babalarının yanındaydılar. Peygamber ts.a.v.) : «Allah, bu şehirden ayrılıp, hicret et­mem için izin verdi» dedi. Ebu Bekir: «Benimle mi?» diye sordu. «Evet, seninle» dedi Peygamber (s.a.v.). Aişe o za­man yedi yaşındaydı. Daha sonraları şöyle derdi: «O güne dek, Ebu Bekir'in bu sözleri duyduğunda ağladığı gibi, bir kişinin sevinçten ağlayabileceğin! bilmiyordum.

Plânlarını yaptıktan sonra Peygamber (s.a.v.) evine döndü ve Ali fr.)'ye Yeszib'o gideceğini, onun kendisin­deki emanetleri sahiplerine verinceye kadar Mekke'de kal­ması gerektiğini söyledi. Peygamber (s.a.v.) hâlâ «el-Emîn» deniyordu ve kafirler bile hiç kimseye güvenmedikleri mal­larını ona emanet ediyorlardı. Peygamber (s.a.v.), Ali'ye, Kureyşlilerin kendisine suikast hazırladıklarını Cebrail'in haber verdiğini de söyledi.

Onu öldürmek için seçilen genç adamlar, geceleyin onun evinin dışında buluşmak üzere sözleşmişlerdi. Fakat sayılarının tamamlanmasını beklerken evden kadın sesle­ri Şevde, Ümmü Eymen, Ümmü Gülsüm ve Fatuna'nın seslerini duydular. Bu, onların düşünmesine sebep oldu, içlerinden biri, eğer eve tırmanıp girerlerse, kadınların giz­liliğine saldırdıkları için tüm Arabistan'da kötü anılacak­ların] söyledi. Bu yüzden kurbanlarının, her sabah «uleti olduğu üzere dışarı çıkmasını beklemeye karar verdiler.

Peygamber (s.a.v.) ve Ali (r.) onların varlığından ha­berdardılar; Peygamber (s.a.v.) her zaman üstünde uyu­duğu Örtüyü Ali'ye verdi ve: «Benim yatağıma yat ve benim bu yeşil Hadrâmi örtüme bürûn. Uyu, sana onlardan bir zarar gelmeyecek» dedi. Daha sonra Ya-sin diye baş­layan sureyi okumaya başladı.

«Biz onların önlerinde bir sed, arkalarında da bir sed çektik Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler». (Yasin: 9).

Âyetine gelince evden çıktı. Allah onların görmesini engelledi ve Peygamber (s.a.v.) aralarından geçti gitti.

Karşı taraftan bir adam geliyordu, Peygamber (s.a.v.)'i farketti. Biraz sonra Peygamber (s.a.v.)'in evinin yanından geçerken kapının önünde yığılan gençleri görünce, onla­ra Muhammed (s.a.v.) 'İ arıyorlarsa, onun evde olmadığı­nı, kısa bir süre önce dışarı çıktığını söyledi. «Bu nasıl olur?» diye düşündüler. Suikastçılardan biri erken gelmiş ve arkadaşlarını beklerken Peygamber Cs.a.v.)'in içeri gir­diğini görmüştü. Hepsi, oradan kimsenin ayrılmadığından da emindiler. Fakat yine de şüpheye düştüler; içlerinden biri Peygamber (s.a.v.)'in yattığı yeri biliyordu, pencere­den baktı ve Peygamber (s.a.v.)'in örtüsüne sarınmış bi­rinin uyuduğunu gördü. Arkadaşlarını Peygamber'in hâlA orada olduğu konusunda ikna etti. Fakat şafak vakti Ali Cr.) kalktı ve hâlâ örtüye sarılı bir halde dışarı çıktı. Onun kim olduğunu görünce, kandırıldıklarından şüphelendiler. Biraz daha beklediler; geçen Safer ayından kalan ince hi­lâl doğudaki tepelere yükselmişti. Ve aydınlık çıktıkça ren­gi soluyordu. Hâlâ Peygamber (s.a.v.)'den bir işaret yok­tu; ani bir dürtüyle, herbirinin alarm vermek için kendi kabilesine gitmesi gerektiğine karar verdiler


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gunlukhadisveayet.forummum.com
 
36 BÎR SUİKAST
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GÜNLÜK HADİS ve AYET :: DİNİ KONULAR :: Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi Vessellem)-
Buraya geçin: